"Nasıl olsa yerine yenisi gelecek, düşecek o diş... Şimdilik kalsın, ağrırsa çektiririz."
Pek çok anne ve babanın, çocuklarının aynadaki yansımasına veya minik ağızlarındaki o siyah noktalara bakarken kurduğu bu masum görünen cümle, aslında ileride yaşanacak devasa bir ortodontik kabusun, uykusuz gecelerin ve ciddi maddi harcamaların ilk tohumudur. Çocuğunuzun gece yarısı zonklayan bir diş ağrısıyla ağlayarak uyanması işin sadece buzdağının görünen kısmıdır. Asıl tehlike sinsi bir şekilde çene kemiğinin derinliklerinde büyümektedir. O küçücük, önemsiz gibi görünen çürüğün; çocuğunuzun yüz hatlarını, çene yapısını, çiğneme fonksiyonlarını, konuşmasını ve hatta sosyal hayattaki özgüvenini kalıcı olarak nasıl bozabileceğini hiç düşündünüz mü?
Süt dişleri sadece çocukların yemek yemesine, konuşmayı öğrenmesine ya da şirin bir gülümsemeye sahip olmasına yaramaz. Onlar, mucizevi bir biyolojik sistemin kilit taşlarıdır. Süt dişleri, alttan gelecek olan ömür boyu kullanılacak kalıcı dişlerin sadık rehberleri, çene kemiği gelişiminin baş mimarlarıdır. Eğer bu rehberleri çürük yüzünden erkenden kaybederseniz, bütün sistem iskambil kağıtları gibi çöker.
Peki, süt dişi çürükleri gerçekten yüz ve çene yapısını nasıl darmadağın ediyor? Erken dönemde "kurtulmak için" yapılan masum bir süt dişi çekimi, ileride kaçınılmaz, zorlu ve uzun soluklu bir çocuk diş teli tedavisi sürecini nasıl başlatıyor?
Kayseri'nin öncü diş kliniklerinden Kayseri PYS Dent uzmanlarından Dt. Nida Nur Soyuer'in rehberliğinde, doğru bilinen yanlışları, kulaktan dolma bilgilerin yarattığı tehlikeleri ve süt dişi çürüklerinin şok edici sonuçlarını en ince ayrıntısına kadar masaya yatırıyoruz.
Toplumumuzda kemikleşmiş en büyük yanlış inanışlardan biri, süt dişlerinin sadece 6-7 yaşına kadar (hatta bazı azı dişlerinin 11-12 yaşına kadar) idare edilmesi gereken, dökülüp gidecek önemsiz yapılar olduğuna inanılmasıdır. Oysa insan anatomisi ve çene yapısı kusursuz bir matematik üzerine kuruludur. Çocuğunuzun ağzında bulunan toplam 20 adet süt dişi, aslında kalıcı dişler için doğanın hazırladığı birer "yer tutucu" (VIP rezervasyon) görevi görür.
Alttaki kalıcı diş, sürme (çıkma) zamanı gelene kadar tam olarak o süt dişinin kökleri arasında güvenle bekler, büyür ve olgunlaşır. Süt dişi, hem çocuğun hızla büyüyen çene kemiğinin üç boyutlu olarak (enine, boyuna ve derinlemesine) gelişimini uyarır, hem de kalıcı dişin tam olarak çıkması gereken noktayı tıpkı bir navigasyon cihazı gibi işaretler. Eğer bir süt dişi çürür ve bu çürük tedavi edilmezse, sadece o dişi kaybetmekle kalmazsınız; alttaki kalıcı dişin pusulasını da sonsuza dek kırmış olursunuz.
Çürüyen bir diş, aslında bakteri yuvasıdır ve aktif bir enfeksiyon kaynağıdır. Bu enfeksiyon zamanla dişin dış minesinden sinirlerine (pulpaya), oradan da kök ucuna doğru ilerler ve doğrudan çene kemiğine ulaşır. Çocuğun hızla büyümekte ve şekillenmekte olan çene kemiği, bu kronik enfeksiyon yüzünden o bölgede sağlıklı gelişemez. Kalsifikasyon (kemikleşme) bozulur.
Dahası, çocuğunuz çürük olan dişiyle yemek yemekten kaçınacaktır çünkü ağrı hisseder. Çocuğun çiğneme fonksiyonunu sürekli olarak ağrısız olan diğer tarafla yapması, tek taraflı çiğneme alışkanlığını doğurur. Kasların ve kemiğin tek taraflı çalışması ise büyüme çağındaki bir çocukta yüz asimetrisine (yüzün sağ ve sol tarafının orantısız büyümesine) ve ileride tedavisi çok zor olan çene eklemi (Temporomandibular Eklem - TMJ) rahatsızlıklarına, çene kilitlenmelerine ve kronik baş ağrılarına yol açar.
Çürük çok ilerlediğinde, madde kaybı büyüdüğünde ve dişi kurtarmak (dolgu veya kanal tedavisi ile) imkansız hale geldiğinde, ebeveynler genellikle diş hekiminden en kolay, en hızlı ve "en ucuz" yol olarak dişi çektirmeyi talep eder. Ancak zamansız bir süt dişi çekimi, diş hekimliğinde adeta bir "domino taşı" etkisi yaratır ve ağız içindeki tüm dengeyi altüst eder.
Bir süt dişi zamanından önce, örneğin alttaki dişin gelmesine daha 2-3 yıl varken çekildiğinde ağızda fiziksel bir boşluk oluşur. Ağızdaki diğer dişler (özellikle arkadaki büyük azı dişleri), doğaları gereği boş durmayı sevmezler ve hemen öne, yani o boşluğa doğru kaymaya, devrilmeye başlarlar. Yandaki dişler de bu boşluğa doğru eğilir. Karşı çenedeki (örneğin alt diş çekildiyse üstteki) diş ise aşağıya doğru sarkar.
Sonuç mu? Alttan gelecek olan kalıcı dişin çıkacağı kapı tamamen kapanır!
Süreceği yeri, öne kayan diğer dişler yüzünden kapanan kalıcı diş, mecburen kendine farklı bir yol arar. Ya damağa doğru sürer (halk arasında köpek dişlerinin üstten çıkması olarak bilinir), ya dudağa doğru eğri bir şekilde çıkar, ya da en kötüsü çene kemiğinin içinde hapsolup "gömülü" kalır. Bu durum, ciddi bir çene darlığına ve ileri derecede diş çapraşıklığına neden olur. Yani 5-6 yaşında "Çekilsin, kurtulalım, o gece rahat uyusun" dediğiniz o minik süt dişi yüzünden; çocuğunuz 12-13 yaşlarına geldiğinde gömülü diş operasyonları gibi cerrahi müdahaleler ve çok daha ağır ortodontik tel tedavileri geçirmek zorunda kalır.
Kayseri'nin en donanımlı, yenilikçi ve hasta memnuniyeti odaklı kliniklerinden biri olan PYS Dent'in uzman hekimlerinden Dt. Nida Nur Soyuer, süt dişi çürüklerinin asla hafife alınmaması gerektiğinin altını kalın çizgilerle çiziyor. Dt. Soyuer, Kayseri'de ve çevre illerde ailelerin klinikte en sık karşılaştığı, maalesef geç kalınmış tabloyu şu çarpıcı sözlerle özetliyor:
"Kliniğimize başvuran pek çok ebeveyn, 10-12 yaşlarındaki çocuklarının ön dişlerindeki ciddi eğrilikten, tavşan diş görünümünden veya alt/üst çenelerinin ileride/geride olmasından şikayetçi oluyor. Estetik kaygılarla bize geliyorlar. Ancak bu çocukların geçmiş dental (diş) hikayelerine baktığımızda, hemen hemen hepsinde 4 ila 8 yaşları arasında tedavi edilmemiş derin süt dişi çürükleri görüyoruz. Veya erken yaşta yapılmış, yeri korunmamış, yer tutucu ile desteklenmemiş çok sayıda süt dişi çekimi ile karşılaşıyoruz."
"Bir süt dişi enfekte olduğunda ve çürüğe terk edildiğinde, bu durum sadece ağız kokusu veya anlık ağrı yapmaz. Enfeksiyon kemik içine yayılarak, henüz oluşum aşamasında olan alttaki kalıcı dişin mine yapısını bile kalıcı olarak bozar. Kalıcı diş daha ağza sürmeden sarı, lekeli, zayıf ve çürümeye yatkın olarak doğar. Bizim pedodontideki (çocuk diş hekimliği) temel amacımız sorunlu dişi çekip atmak değil, gelişen modern materyallerle o dişi tedavi edip son ana kadar ağızda tutarak çene rehberliğini sağlamaktır."
Dt. Nida Nur Soyuer, eğer zorunlu bir çekim yapılmışsa, erken kaybedilen dişler için özel olarak tasarlanan "Yer Tutucu" (Space Maintainer) aparatlarının hayati önem taşıdığını belirtiyor. Yer tutucular, adından da anlaşılacağı gibi çekilen dişin yerini "rezerve ederek" arkadaki dişlerin öne kaymasını engeller. Sabit veya hareketli olabilen bu küçük ve konforlu aparatlar sayesinde, çene yapısının bozulmasının ve gelecekteki ağır tel tedavilerinin önüne çok uygun maliyetlerle geçilmiş olur.
Eğer bebeklik ve erken çocukluk dönemindeki çürükler ihmal edilmiş, dişler erken çekilmiş ve yer tutucu gibi önleyici, koruyucu tedaviler uygulanmamışsa, o saatten sonra çene yapısı artık gelişimsel olarak bozulmaya başlamış demektir. Gittikçe daralan çeneler, yer bulamadığı için üst üste binen (çapraşık) dişler, öne fırlayan kesici dişler ve bozulan kapanış (alt ve üst çenenin birbiriyle uyumsuz kapanması) artık profesyonel ve uzun soluklu bir ortodontik müdahale gerektirir.
İşte bu noktada, hem maddi hem de manevi olarak aileleri zorlayabilen çocuk diş teli tedavisi devreye girer.
Toplumdaki bir diğer yanlış algı ise, çocuk diş teli tedavisinin sadece 12-14 yaşlarında, yani çocuğun ağzındaki tüm süt dişleri döküldükten sonra yapılması gerektiğidir. Aksine, çene kemiğinin büyüme ve gelişiminin aktif olarak devam ettiği, kemiklerin hala şekillendirilebilir (elastik) olduğu 7-10 yaş arası, müdahale için "altın çağ" olarak kabul edilir. Bu erken dönemde yapılan koruyucu ortodontide:
Daralan ve V şeklini alan üst çene, "çene genişletici" (damaklık) aparatlarla kolayca açılarak genişletilebilir.
Genetik veya erken diş kayıplarına bağlı olarak önde veya geride konumlanan çeneler, özel ortodontik yüz maskeleri ve aygıtlarla doğru pozisyona yönlendirilebilir.
Sıkışık kalıcı dişlerin düzgün sürebilmesi için çenede yeterli yer açılabilir.
Kayseri PYS Dent bünyesinde titizlikle uygulanan modern çocuk ortodontisi yaklaşımları sayesinde, çocukların çene gelişimi doğru yöne kanalize edilir. İleride (18 yaşından sonra) ihtiyaç duyulabilecek, geri dönüşü olmayan, çok daha ağır, ağrılı ve maliyetli tedavilerin (örneğin ortognatik çene ameliyatları veya kalıcı, sağlam dişlerin sırf yer açmak için çekilmesi) önüne kesinlikle geçilir. Erken teşhis, ortodontide hayat kurtarır!
İşin biyolojik, estetik ve anatomik boyutu bir yana, bir de madalyonun görünmeyen ama çocuğun hayatını en derinden etkileyen "psikolojik ve sosyal" yüzü vardır. Çocuklar, özellikle anaokulu ve ilkokul çağında, birbirlerinin dış görünüşlerine karşı yetişkinlerden çok daha acımasız ve dürüst olabilirler.
Ön bölgelerdeki siyah, kahverengi lekeli, tamamen çürümüş süt dişleri veya çürük sebebiyle erken çekilmiş ön dişler yüzünden çocuklar ciddi travmalar yaşayabilir. Bu diş eksiklikleri ve çene bozuklukları, dilin pozisyonunu değiştirdiği için özellikle "S, Z, F, V, T, D" gibi harflerin doğru telaffuz edilememesine (pelteklik) yol açar. Konuşurken tükürük saçan, kelimeleri doğru telaffuz edemeyen veya dişleri çok kötü görünen çocuklar, okulda akran zorbalığına (bullying) maruz kalırlar.
Kötü görünen dişleri nedeniyle gülümsemekten çekinen, fotoğraf çekilirken veya gülerken refleks olarak ağzını eliyle kapatan çocuklarda ileri derecede özgüven eksikliği, içe kapanıklık, sosyalleşmekten kaçınma ve anksiyete geliştiği pedagojik ve bilimsel olarak kanıtlanmıştır. Estetik kaygılar ve ön dişlerle ısırma/koparma zorlukları, çocuğun hem sosyal hayatını hem de sağlıklı beslenme alışkanlıklarını kökten baltalar.
Doğru zamanda uygulanan ağrısız çürük tedavileri veya gerekli durumlarda zamanında başlanan çocuk diş teli tedavisi, çocuğun sadece dişlerini düzeltmekle kalmaz; onun gelecekteki özgüvenini, sosyal becerilerini ve duruşunu da yeniden inşa eder.
Çocukları diş hekimine götürmek, sadece çocuk için değil, ebeveynler için de genellikle kriz dolu, stresli ve terletici bir süreçtir. "Acıyacak mı?", "Anne iğne mi yapacaklar?", "Dişimi mi çekecekler?" korkusu, çocukların çürüklerini ve ağrılarını ailelerinden gizlemesine, kliniğin kapısından girmeyi reddetmesine ve hekim koltuğunda ağlama krizlerine girmesine yol açar.
Ancak Kayseri PYS Dent olarak biz, bu geleneksel korku dolu algıyı tamamen yıkıyoruz! Pedodonti (çocuk diş hekimliği) sadece diş tedavi etmek değil, çocuğun ruhuna dokunmak ve onun güvenini kazanmak sanatıdır. Peki çocukları koltuğa nasıl alıştırıyoruz? Elbette kliniğimizin en sevimli, en tatlı ve çocukların bir numaralı kahramanı olan üyemiz Fidiş sayesinde!
Korkutucu, ciddi beyaz önlükler, soğuk metal aletler, yüksek sesle çalışan cihazlar ve stresli bekleyişler Kayseri PYS Dent'te yerini sıcak bir karşılama ve eğlenceye bırakıyor. Kliniğimizin özel olarak tasarlanmış çocuk dostu yüzü, sevimli maskotumuz Fidiş, çocukların diş tedavisi sürecini bir kabus olmaktan çıkarıp, eğlenceli bir oyuna ve serüvene dönüştürüyor.
Fidiş ile İlk Tanışma: Çocuğunuz kliniğimizin kapısından adım attığı anda, onu hastane soğukluğu değil, renkli, çocukların dilinden anlayan neşeli bir atmosfer karşılar. Fidiş figürleri, çocukların gerginliğini kapıda alır.
Oyunla Tedavi ve Anlat-Göster-Uygula Tekniği: Dt. Nida Nur Soyuer ve çocuklarla iletişimi son derece güçlü olan uzman ekibimiz, kullanılacak tüm aletleri çocukların anlayacağı ve korkmayacağı bir dille tanıtır. Örneğin, hava/su spreyi "Fidiş'in su tabancası", tükürük emici alet "Elektrikli süpürge veya Fidiş'in pipeti", dolgu aleti "Diş yıkama ve gıdıklama fırçası" olarak isimlendirilir. Çocuk önce aleti elinde tutar, suyun nasıl sıçradığını görür (Göster), sonra ağzında uygulanır (Uygula). Bilinmezlik ortadan kalkınca korku da biter.
Ödüllendirme ve Başarı: Tedavisi biten, koltukta cesaretle oturan çocuklarımız, günün kahramanı ilan edilir. Fidiş'in cesaret diplomaları, çıkartmaları, küçük oyuncaklar ve sürprizleriyle klinikten gözyaşıyla değil, kocaman bir gülümsemeyle ayrılırlar. Bir sonraki randevuya ise koşa koşa gelirler!
Temel amacımız, çocuklarda ömür boyu sürecek kalıcı bir "dişçi fobisi" yaratmak değil; klinikten mutlu ayrılmalarını sağlayarak, gelecekte ağız ve diş sağlığını önemseyen bilinçli yetişkinler olmalarının temellerini atmaktır.
Kayseri PYS Dent uzmanları olarak bizler klinik ortamında her türlü teknolojik imkanı kullanarak mucizeler yaratsak da, ağız sağlığının temeli klinikte değil, evde atılır. Asıl iş ebeveynlerin bilinçli tutumunda biter. Çocuğunuzun çene yapısını korumak, onu acıdan uzak tutmak ve o koltuğa çürük tedavisi veya süt dişi çekimi için oturmasını engellemek aslında tamamen sizin elinizde.
En Büyük Düşman: Biberon Çürüğü: Bebekleri gece uyuturken biberonla süt veya formül mama vermek (özellikle içine bal, pekmez, bisküvi veya şeker katılmışsa) üst ön dişlerin aylar içinde tamamen çürümesine ve erimesine yol açar. Uyku sırasında tükürük akışı yavaşladığı için, süt dişlerin üzerinde saatlerce kalır ve asit saldırısı başlar. Gece beslenmesinden sonra bebeğin dişleri (veya diş etleri) ıslak, temiz bir gazlı bez veya tülbentle mutlaka nazikçe silinmelidir. 1 yaşından sonra gece beslenmesi yavaş yavaş kesilmelidir.
Günde İki Kez, İki Dakika Kuralı: Diş fırçalama alışkanlığı, ağızda ilk dişin göründüğü 6-8 aylık dönemde, parmak fırçalarla başlar. Çocuğunuzun el kasları ve motor becerileri tam olarak gelişene kadar (yaklaşık 7-8 yaşına kadar) çocuğunuz tek başına yeterli fırçalama yapamaz. "Kendi fırçalıyor" deyip kontrolü bırakmayın; fırçalamanın üzerinden mutlaka siz de bir kez daha geçin ve arka bölgeleri temizlediğinizden emin olun.
Koruyucu Florür ve Fissür Örtücü Uygulamaları: Azı dişlerinin çiğneyici yüzeylerinde derin girintiler (fissürler) bulunur. Çürükler genelde yiyeceklerin bu girintilere yapışıp kalmasıyla başlar. PYS Dent'te uyguladığımız "Fissür Örtücü" (halk arasında diş ojesi) işlemi, bu çukurları ince beyaz bir tabaka ile kapatarak çürüğü başlamadan önler. Ayrıca 6 ayda bir yapılan çilek aromalı profesyonel florür vernik uygulamaları, diş minesini zırh gibi güçlendirerek çürük oluşumunu %80-90 oranında azaltır.
Düzenli Kontrol, Erken Teşhis (6 Ay Kuralı): Çocuğunuzun hiçbir ağrısı, şikayeti veya gözle görünür bir siyah lekesi olmasa bile onu 6 ayda bir düzenli olarak PYS Dent'e getirin. Gözle görülmeyen, iki dişin tam arasında başlayan "ara yüz çürükleri", ağız içine bakarak değil, ancak profesyonel klinik ortamında çekilen düşük dozlu dijital röntgenlerle tespit edilebilir. Erken yakalanan bir çürük, iğnesiz, ağrısız ve sadece 5 dakika süren basit bir dolgu ile çözülürken; gecikilmiş bir durum aylar sürecek bir travmaya dönüşebilir.
Karbonhidrat ve Şeker Tüketimi: Çocuğun abur cubur, yapışkan şekerler (jelibon, karamel), asitli içecekler ve paketli gıdalar tüketmesini kısıtlayın. Eğer şeker yiyecekse, bunu ana öğünlerin hemen ardından tüketmesini sağlayın (ara öğünlerde değil) ve ardından mutlaka dişlerin fırçalanmasını, fırçalanamıyorsa ağzın bol su ile çalkalanmasını teşvik edin.
Ebeveynlerin zihnini kurcalayan, internette dolaşan bilgi kirliliğini gidermek adına PYS Dent olarak en sık duyduğumuz soruları net bir şekilde cevaplıyoruz:
Soru 1: Süt dişi çürüğü gerçekten kalıcı diş kadar ağrı yapar mı? Kesinlikle, hatta bazen çok daha şiddetli yapar! Süt dişlerinin iç yapısındaki sinir (pulpa) odaları, kalıcı dişlere oranla dişe çok daha geniş yayılmıştır ve yüzeye çok daha yakındır. Bu yüzden süt dişlerinde başlayan bir çürük çok hızlı bir şekilde sinire ulaşır. Kısa sürede dayanılmaz gece ağrılarına, yemek yerken sızlamalara, yüz şişliklerine ve ciddi ateş yapan apselere dönüşebilir.
Soru 2: Çocuğumun süt dişi çürüdü, dolgu yaptırırsam daha erken düşer mi veya alttaki dişi engeller mi? Tam tersine! Doğru teknikle yapılan kaliteli süt dişi dolguları veya yarım kanal tedavileri (amputasyon işlemi), o çürük ve enfekte dişin doğal dökülme yaşına (örneğin 10-11 yaşına) kadar sağlıklı bir şekilde ağızda kalmasını, çene kemiğine rehberlik etmesini sağlar. Dolgu işlemi, alttan gelecek kalıcı dişe asla zarar vermez, aksine enfeksiyonu temizlediği için kalıcı dişi korur. Önemli olan tek şey, çürük çok ilerleyip kemiği sarmadan müdahale etmektir.
Soru 3: Enfeksiyon çok yayılmış, mecburen zorunlu süt dişi çekimi yapıldı. Şimdi ne yapmalıyız? Eğer diş hiçbir şekilde kurtarılamıyorsa ve hekim kontrolünde süt dişi çekimi kaçınılmaz hale geldiyse, panik yapmayın ama ihmal de etmeyin. Çekim boşluğunun etraftaki dişler tarafından kapatılmaması için mutlaka "Yer Tutucu" (Space Maintainer) yapılmalıdır. Klinikte kısa bir ölçü alınarak hazırlanan bu aparatlar sabit (dişe yapışan) veya hareketli (tak-çıkar) olabilir. Alttaki kalıcı diş sürene kadar ağızda kalır ve tüm çene dengesini korur.
Soru 4: Çocuk diş teli tedavisi (Ortodonti) süreci çocuklar için ağrılı ve yıpratıcı mıdır? Günümüz teknolojisiyle hayır. Modern ortodontik tedaviler, akıllı teller ve şeffaf plaklar (Invisalign First gibi) sayesinde oldukça konforludur. Çocuğun dişine iğne yapılmaz, dişi delinmez. Sadece tellerin veya aparatların takıldığı ilk birkaç gün yanaklarda hafif bir alışma süreci, çiğnerken bir baskı ve hassasiyet hissedilebilir. Bu durum ağrı kesicilerle kolayca yönetilir ve birkaç gün içinde çocuk tel taktığını unutur.
Soru 5: Çocuğumun alt çenesi üst çenesinden daha önde görünüyor, büyüdükçe kendiliğinden düzelir mi? Alt çenenin önde olduğu (Sınıf 3 maloklüzyon olarak adlandırılır) bu durum genellikle genetik yatkınlık gösterir ve büyüme atılımı ile birlikte kendiliğinden ASLA düzelmez. Aksine, çocuk büyüdükçe kemik gelişimi alt çenede daha fazla olacağı için aradaki fark açılarak kötüleşir. Bu tür iskeletsel problemlerde "büyüsün de tel takarız" mantığı yanlıştır. 7-8 yaş civarında başlanan, çene yönlendirici aparatlarla yapılan erken ortodontik müdahale kelimenin tam anlamıyla hayati bir önem taşır.
Yazımızın başında da belirttiğimiz "Nasıl olsa yerine yenisi gelecek, alt tarafı bir süt dişi" yanılgısı, günümüzde çocuklarda hızla artan çene darlığı, çarpraşıklık, estetik problemler ve diş eti hastalıklarının bir numaralı baş sorumlusudur. Süt dişleri, çocuğunuzun yüz estetiğinin, düzgün nefes almasının, doğru telaffuzla konuşmasının, sağlıklı beslenmesinin ve hepsinden önemlisi psikolojik ve sosyal gelişiminin temel taşıdır.
O ufacık kahverengi çürük noktalarını görmezden gelmek, çocuğunuzun ileride hem fiziksel olarak ağır cerrahi operasyonlara ve çok uzun yıllar sürecek maliyetli çocuk diş teli tedavisi süreçlerine maruz kalmasına zemin hazırlamaktır. Unutmayın; modern tıpta koruyucu ve önleyici diş hekimliği her zaman tedavi etmekten çok daha ucuz, çok daha acısız ve çok daha kesin bir çözümdür.
Çocuğunuzun diş ve çene sağlığını kulaktan dolma bilgilerle şansa bırakmayın! Eğer çocuğunuzun dişlerinde renklenme, siyah bir nokta, çürük belirtisi fark ediyorsanız; nefesinde kötü koku varsa, geceleri diş gıcırdatıyorsa veya ağzını kapattığında alt ve üst çenesi tam olarak birbiriyle uyumlu kapanmıyorsa, hiç zaman kaybetmeden uzman bir ekibe başvurun. Erken teşhis her zaman kazandırır.
Kayseri PYS Dent ailesi olarak, en son teknolojiyle donatılmış modern kliniğimiz, tecrübesiyle güven veren hekimimiz Dt. Nida Nur Soyuer, güleryüzlü asistan kadromuz ve elbette çocukların en yakın arkadaşı, sevimli maskotumuz Fidiş ile yanınızdayız. Çocuğunuzun sadece dişlerini değil, sağlıklı, korkusuz ve özgüvenli gülüşünü birlikte inşa etmek için daha fazla beklemeyin.
Hemen web sitemiz üzerinden (pysdent.com) bizimle iletişime geçin ve ilk muayene randevunuzu kolayca oluşturun! Mutlu çocuklar, sağlıklı gelişen çeneler, huzurlu ebeveynler ve bembeyaz gülüşler için Kayseri'deki adresiniz PYS Dent!
0 Yorum
Yorum Yaz